“ Bir çocuğun eğitimsiz geçen bir yılını telafi edebilirsiniz fakat oyunsuz geçen bir yılını telafi edemezsiniz ”
Prf. Dr. Artin Göncü
Oyun Hakkı
Oyun hakkı; BM Çocuk Hakları Sözleşmesi 31. maddesinde : “Taraf Devletler, çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence etkinliklerinde bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar”olarak bilinir. Oyun, çocuğun duygu düzenleme, stresle başa çıkma, kendini koruma becerileri edinme gibi nitelikleri kazanma aracı ve gündelik yaşama katılımın bir örneğidir. Bu nedenle, oyun hakkının tüm hakların ön koşulu sayılabilecek katılım hakkıyla doğrudan ilişkilidir. Oyun hakkının engellendiği durumlarda katılım hakkı da zarar görmektedir (Dereli & Uludağ, 2013).
Türkiye’de çocuk alanında hak savunuculuğu faaliyetleri çocuk koruma faaliyetleri kadar yaygın değildir. Günümüz algısı oyunu, güvenlik ve okul başarı kaygılarının arkasına itmektedir. Dış mekan oyunları çocukların hayatından giderek çıkmakta, artan yetişkin kontrolü ve kısa teneffüs süreleri altında çocuklar gelişimlerini olumlu destekleyecek oyunları yeteri kadar oynayamamaktadır. Kentteki çocukların zamanın çoğunu okulda geçirdiği ve burada sosyalleştiği düşünülünce okullarda oyun savunuculuğu yapılması önemlidir. Oyun hakkı ihlali nitelikli eğitime erişimi imkansızlaştırmaktadır. Okullarda oyun kültürünün yaygınlaşması ve eğitime devamlılığın sağlanması için yetişkinlerin oyun hakkına ilişkin yeterli farkındalığa sahip olmaları gerekir. Dernek projeleri deneyimlerimiz bu tespiti desteklemektedir.
Türkiye’de çocuk hakları alanında çalışan STK’lar varsa da oyun hakkı özelinde çalışan tek STK Oyun Hareketi Derneği’dir. Bu sebeple alandaki savunuculuk projeleri sınırlıdır. Oysa 2. Dünya Savaşı sonrası Danimarka’da Macera Oyun Parkları ile şehirlere yayılan esnek oyun alanları, günümüzde ABD, Japonya, Birleşik Krallık, Fransa gibi farklı ülkelerde kamu kurumlarınca desteklenen, sertifikalı profesyoneller ile icra edilen uygulamalardır. Tüm gerekçeler, oyunun çocukların yaşamındaki ve eğitimde kullanılmasının öneminin anlaşıldığı, oyun hakkı farkındalığını hedefleyen projelerin elzem olduğunu göstermektedir.
Oyun Yoksunluğu
Oyun yoksunluğu bireylerin oyun fırsatlarından yoksun kalması durumunu ifade eden kavramdır. Bu durum hem çocuklar hem de yetişkinler için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Oyun insan gelişimin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Fiziksel, zihinsel ve sosyal becerilerin gelişimine katkı sağlamakta, aynı zamanda stresin azaltılmasına ve duygusal iyilik halinin teşvik edilmesine yardımcı olmaktadır.
Oyun yoksunluğu çocukların sosyal beceri gelişimini olumsuz etkiler. Kuzey İrlanda’da, Romanya yetimhanelerinde ve ABD’deki katillerle ilgili yapılan çalışmalar, oyundan yoksun bir çocukluk ile sosyal olarak agresif ve duygusal olarak bastırılmış atipik davranışlar arasında bağlantı olduğunu göstermektedir. (Oyun İşi El Kitabi Penny Wilson) Günümüzde sokakların elverişsizliği, kurslar, sınav stresleri, oyun alanlarının yetersiz oluşu, oyun hakkı farkındalık eksiklikleri oyun yoksunluğuna sebebiyet vermektedir.
Oyun bireyler arasında etkileşim, iletişim ve problem çözme yeteneklerini geliştiren platform sunar. Oyun oynamayan çocuklar bu becerilerden yoksun kalabilir, tüm hayatları boyunca sosyal ilişkilerinde zorluk yaşayabilir. Oyun, yaşamın doğal parçası olmalı ve bireylere gerekli fırsatlar sunulmalıdır.