“Kırık bir kemik, kırık bir ruhtan iyidir.”
Lady Allen of Hurtwood
(Macera Oyun Parkları Öncüsü)
Oyun ve Risk
Çocukken düşme riskini almasaydık hiçbirimiz yürümeyi öğrenemezdik. Yetişkinliğimizde ise çocuklarımızın dünya ile kurdukları ilişkilerde riski en aza indirmeye, onları mükemmel güvenlik çemberleri içinde yetiştirmeye çalışıyoruz.
Oysa çocuklar maceracıdır, meraklıdır, kaşiftir. Dünya ile bir bilim insanı gibi deneyler yaparlar. Yeni şeyler denemek, öğrenmek, icat çıkarmak büyümenin bir şartıdır. İşte, oyun çocuğun işidir derken aslında bunu kast ederiz. Çocuklar, dünya ile kurdukları oyuncu ilişkide büyürler ve bu ilişki mutlaka birtakım riskler içerir. Risk hayatın ve dolayısıyla oyunun ayrılmaz bir parçasıdır.
Bize “riskli” görünen pek çok şey çocuklar için “büyüme fırsatı”dır. Örneğin:
- Arkadaşlar arasında biraz itişmek, aslında empati kurmayı öğrenmek,
- Yüksek bir yerden atlamak, bedeninin sınırlarını keşfetmek ve korkularınla yüzleşmek,
- Makasla bir şeyler kesmeye çalışmak ne zaman ve nasıl risk alacağına dair bir karar verme mekanizması geliştirmek demek olabilir.
Oyun oynarken risk alan çocuklar yanıtlarını tam olarak bilemedikleri durumlarla başa çıkmayı, ne zaman durup kararlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini, iş birliği yapmayı ve yardım istemeyi, başarmayı, çözüm üretmeyi ve vazgeçmeyi öğrenirler.
Elbette tehlike ile iyi riski birbirinden ayırmamız gerek. Tehlike, faydası olmayan kötü risktir. Koşullara ve çocuğa göre neyin tehlikeli olduğu değişebilir. İyi riskin belirleyici özelliği ise faydasının olası zararından yüksek olmasıdır. Çocuklarla çalışan yetişkinler olarak tehlikeleri ön görmek ama aynı zamanda kendi korkularımızın çocukların oyununun önüne geçmemesini sağlamak bize düşüyor.
Oyun sağlayıcı eğitimleri farklı oyun türleri için risk-fayda analizinin nasıl yapılacağını ve doğru müdahale şekillerini içerir. Çocukların düşmesi karşısında tedirgin olmamak kolay değil ancak doğru eğitim ve tecrübe ile daha zengin oyun alanları kurabilirsiniz.